HASUDER’in hazırladığı 2025 Sağlık Raporu gerektikçe tekrar açıp bakılabilecek kapsamlı bir belge olmuş. Ancak raporda yapılan bazı değerlendirmelerin eksik olduğu görülüyor.
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin izleme değerlendirme süreci ile ilgili ciddi sorunlar olduğu söylenebilir. Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra örgütü tarafından birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamındaki izlemler eğer performans sistemi içindeyse raporlamaya konu edilmekte ve bu konuda sadece niceliksel değerlendirme yapılmaktadır. Performansa tabi sağlık izlemlerinin niteliksel bir değerlendirmesi ise yapılmamakta ve raporlanmamaktadır. Bu nedenle birinci basamak sağlık kuruluşlarında risk grubu izlemlerinin yüksek oranda yapıldığı söylense de özellikle performansa tabi izlemlerin niteliği konusu oldukça belirsizdir. Birinci basamakta yapılan performansa tabi sağlık izlemlerinin (gebe izlem, bebek izlem, HYP vs.) önemlice bir bölümünün şeklen yapıldığı, içeriğinin boş olduğu, hatta kağıt üzerinde kaldığı belirtilmektedir. Bu yönüyle sağlık izlemlerinin niteliğinin değerlendirilmiyor olması Türkiye sağlık hizmetlerinin önemli sorunlarından biridir.
Performansa tabi olmayan sağlık hizmetleri için ise ne niceliksel, ne de niteliksel bir değerlendirme ve raporlama sürecine rastlanmamaktadır. HASUDER’in hazırladığı raporlarda Sağlık Bakanlığı’nın merkez ve taşra örgütü tarafından yürütüldüğü belirtilen ancak performansa tabi olmadığı için kamuoyu ile paylaşılan herhangi bir raporlaması bulunmayan hizmetlere ilişkin araştırma bulguları üzerinden değerlendirme yapılması tercih edilebilir. Örnek olarak okul sağlığı dönemi çocuk izlemleri ve yaşlı sağlığı izlemleri gibi sağlık kuruluşlarınca yürütüldüğü belirtilen hizmetlere ilişkin olarak bu izlemlerin kapsayıcılık durumuna (niceliksel değerlendirme) ve bu izlemlerin sonuçlarına ilişkin bulgulara (niteliksel değerlendirme) HASUDER’in raporunda yer verilebilir. HASUDER’in Türkiye Sağlık Raporu’nun bilgi yerine veri ağırlıklı olması tercih edilebilir.
Sürveyans sistemi ile ilgili sorunlar
Hazırlanmış olan Türkiye Sağlık Raporu’nun içinde Türkiye’de Sağlık Bilgi Sistemleri ve Sürveyans başlıklı bir bölüme yer verilmiş ve sağlık bilgi sistemleri konusuna Rapor’daki değişik bölümlerde sürveyans sisteminin bir unsuru olarak değinilmiştir. Ancak Türkiye’de sağlık bilgi sistemleri olarak bilinen yapı hastalıkların sürveyansı sisteminin ana bileşeni olabilecek özelliklere sahip değildir. Sağlık bilgi sistemlerinin sürveyans sisteminin ana bileşeni olarak rol üstlenebilmesi için hangi verinin ne şekilde kayıt altına alınacağına ilişkin algoritmaların oluşturulması ve verilerin bu algoritmalara uygun şekilde kayıt altına alınıp, alınmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Sağlık bilgi sistemleri içindeki bütün veri tabanı için bunun yapılması ise olanaklı değildir. Bu durum pandemi döneminde sürveyans sisteminin bir eksikliği olarak olarak ortaya çıkmıştır. Sağlık bilgi sistemlerinde var olduğu düşünülen onca veritabanına karşın pandemi döneminde Kovid19 hastalığının sürveyansı yapılamamış, kamuoyu ile paylaşımı sağlanabilecek nitelikte pandemi raporu yazılamamıştır. Bu yönüyle sağlık bilgi sistemleri denilen yapının bugünkü haliyle sürveyans sisteminin ana bileşeni olarak görülebileceği değerlendirmesinin hatalı olduğu söylenebilir.
Pandemiden çıkarılamayan dersler
HASUDER’in 2025 Sağlık Raporu’nda pandemiden gerekli derslerin çıkarılmadığı belirtiliyor ancak pandemiden çıkarılması gereken dersler ayrıntılı şekilde tartışılmıyor. Salgın kontrol çalışmalarının en önemli bileşenlerinden biri raporlama olmasına karşın HASUDER’in raporunda veri paylaşımı yapılmamış olmasının ötesinde pandemi raporunun yayınlanmamış olmasının altının çizilmediği görülüyor. Ayrıca kanıta dayalı olmayan tedaviler (hidroksiklorokin ve favipiravir) HASUDER’in raporunda belirtildiği gibi pandeminin sadece başlangıç döneminde değil geç dönemlerinde de KOVİD 19’un standart tedavisi olarak uygulanmıştır. Türkiye’de bulaşıcı hastalıklarla mücadele çalışmalarının CDC ekolünün etkisi altında şekillenmesine ve CDC’nin bu konuda kullanmama önerisinin açık olmasına karşın Türkiye’de favipiravir ve hidroksiklorokin ilaçları uzunca bir süre “hayat kurtarıcı” standart tedavi yöntemi olarak kullanılmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatında karar verici yöneticilerin doktor olduğu dikkate alınacak olursa Türkiye’deki KOVİD 19’u kanıta dayalı olmayan ilaçlı yöntemlerle tedavi etme deneyiminin aynı zamanda sosyolojik inceleme konusu olabileceği söylenebilir. HASUDER’in raporunda ise pandemideki kanıta dayalı olmayan tedavi uygulamalarının ayrıntılı olarak tartışılmadığı görülüyor.
HASUDER’in raporunda DSÖ’nün önerisi doğrultusunda bazı aşıların aşı takvimine eklenmesi gerektiği belirtiliyor. Özellikle bulaşıcı hastalıklarla ilgili programları büyük ölçüde bağışlarla finanse edilen bir kurum olan DSÖ’nün aşı takvimiyle ilgili önerilerinin yeterli görülmesi yerine ilgili önerilerin güncel araştırma bulguları ile desteklenerek sunulması daha uygun olabilirdi. Ayrıca Raporun bilgi yükü dikkate alındığında sağlığın sosyal belirleyicileri, toplum ruh sağlığı, iş sağlığı, çevre ve sağlık, afetler, göç ve göçmen sağlığı, engelsiz toplum ve diğer bazı bölümlerin alt bölümleri Türkiye Sağlık Raporu yerine başka bir başlık altında bir araya getirilebilir.
Dr. Deniz Akgün
