TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1’dir. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı son 5 yıl içinde yüzde 20,5 artmıştır.
65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payının 2050 yılında %23,1’e, 2075 yılında ise %31,7’e ulaşacağı tahmin edilmektedir. Medikososyal riskler açısından duyarlı bir grup olan yaşlı nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin önemi her geçen gün artmaktadır.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının yaşlı sağlığı hizmetleriyle ilgili düzenli şekilde raporlama yapılmadığı görülmektedir. Yaşlı sağlığı ile ilgili değerlendirme için TÜİK tarafından sağlık alanında yürütülen araştırmaların verilerine başvurulabilir. TÜİK Sağlık Araştırması (2025) verilerine göre Türkiye’de 75 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 11,8’inin görme sorunu yaşadığı, yüzde 21’inin işitme sorunu olduğu, yüzde 24,1’inin herhangi bir yardım almadan ya da yardımcı bir araç kullanmadan yürüyemediği, yüzde 26,4’ünün öğrenme veya hatırlamada zorluk çektiği görülmektedir. TÜİK’in verilerine göre yaşlı bireylerin büyük kısmında yüksek tansiyon, eklem rahatsızlıkları ve kalp-damar hastalıkları gibi yaşa bağlı kronik sağlık sorunları bulunmaktadır. Ancak yaşlılara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinde yetersizlikler bulunmaktadır. Ayrıca yaşlıların sağlık ve bakım hizmetleri açısından gereksinim duydukları desteğin büyük ölçüde aile bireyleri tarafından üstlenilmeye çalışılmaktadır. TÜİK Sağlık Araştırması (2025) verilerine göre bireylerin yüzde 6’sının bazı yaşlılık problemleri, kronik sağlık problemleri veya engellilik yaşayan bir veya daha fazla kişiye haftada en az bir kere bakım ya da yardım sağladığı ve yardım sağlanan kişilerin yüzde 70,5’inin aile bireylerinden biri olduğu görülmüştür.
TÜİK Sağlık Araştırması (2025) verileri, ülkemizde sağlık kuruluşlarına başvurmayan kişilere sunulması gereken sağlık ve bakım hizmetlerinde yetersizlikler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum özellikle yaşlı nüfus olmak üzere sağlık kurumlarına ulaşma/başvurma konusunda engellerle karşılaşabilen riskli gruplar açısından dezavantajlara yol açabilmektedir. TÜİK Sağlık Araştırması (2025) verilerine göre genel nüfus içinde son 12 ayda pratisyen hekim/aile hekiminden hizmet alanların oranı yüzde 69,7’dir. Bu araştırmanın verilerine göre son 12 ay içinde ülkemizde 15 yaş üzeri nüfusun yüzde 50,4’ünün tansiyon ölçümü yaptırmamış, yüzde 52,4’ünün kolesterol ölçümü yaptırmamış ve yüzde 53,9’unun kan şekeri ölçümü yaptırmamıştır. Söz konusu verilerin TÜİK’in araştırma bulgularına dayalı olması, Sağlık Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı tarafından hazırlanan ve kamuoyu ile paylaşılan konuyla ilgili düzenli raporlamanın bulunmuyor olması da önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Eldeki verilere göre ülkemizde yaşlılara yönelik sistematik, kapsayıcı, bilimsel temelde organize edilen ve raporlama yoluyla sağlık personeli ile topluma geri bildirimi yapılan yaşlı sağlığı hizmetlerinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.
